Cambazov ve Bulgaristan Türkleri Davası

Geçen hafta Sofya’da uzun uzun görüşme imkânı bulduğum Dr. İsmail Cambazov hocamız; diğer bir tabirle Bulgaristan’ın Krallık dönemi, Komünizm dönemi ve hali hazırda demokrasi dönemlerini yaşamış ve yaşayan bilge bir şahsiyet… Hatta ve hatta kendi tabiriyle, “benim yaşadığım Eğridere bölgesi 1913 yılına kadar Osmanlı idaresindeydi, ben 1920 yılında doğdum ancak, 1930’lu yılların ortalarına kadar oralar hala Osmanlı idi” diyor. Ve bir şekilde Osmanlı dönemini de yaşamış, Bulgaristan Türkü’nün ulu bir çınarı…

Diyor ki “inanmıştım, samimi olarak komünizme hizmet ettim. Ama yanılmışım, tövbe ettim”. Hakikati olduğu gibi, yalın haliyle ifade edebilmek, yanıldığını, yanlış yaptığını ifade edebilmek ne büyük bir fazilettir. Üstelik sözde kalmayıp, yetiştirdiği talebeleri ile yazdığı kitapları ile Bulgaristan’daki evlad-ı fatihan için mücadele ettiğini, tövbesinde samimi olduğunu ispatlarcasına çalışması ne ulu bir çaba… Samimiyet bizatihi ne kadar değerli bir hazinedir, siz takdir ediniz!

Türkiye’ye döndükten sonra TRT Haber’in ibret dolu ve her biri ders niteliğindeki “ömür dediğin” programında Cambazov Hocayı görünce sürpriz oldu, benim için… Programın sonlarıydı. Ama sonradan videosunu seyrettim. Bu satırları okuyan değerli dostlara da tavsiye ederim. Programda hakikati, davayı ifade ediş biçimi tartışmasız, Bulgaristan Türkleri için temel bir hedeften başka bir şey olamaz. Bakın ne diyor bu ulu çınar:

“Türklüğü ayakta tutmak, Müslümanlığı ayakta tutmak! Şimdi eğer senin Türk varlığın yoksa Müslüman varlığın yoksa sen hak hukuk arayamazsın! Ne için hak hukuk arayacaksın?” değil mi? Türklük ve Müslümanlık kimliğin yok olduktan sonra sen kimsin, kim olacaksın?

Bir başkan bölümünde de aynı manada diyor ki,

“… iki konusu var, biri Türklük! Türk olduğunuzu anlayın, Türklük – efendim- büyük meseledir. Erimeyin, teslim olmayın! Türklere hitap ediyorum, bu bir… İkincisi Türkler Müslümandır, Müslümanlığınıza –efendim- sahip çıkın!”

Tekrardan öte birbirini güçlendiren bu iki ifade; “ben Bulgaristan Türkleri davasında varım!” diyenlere yol gösteriyor. Ötesi yok!

Milletlerin örf ve adetleri, gelenek ve görenekleri mensup oldukları din ile şekillenir. Asırlar boyu süren bu birliktelik ayrılması imkânsız bir parça haline gelir. Onları bir birinden ayırmak o millete karşı bir cinayettir. Ayırmaya çalışmak ta cinayete teşebbüsten başka bir şey değildir.

Balkanlarda Türklüğü Müslümanlıktan ayırmak, birinci aşaması… Sonra da Türklüğü unutturmak ikinci aşamasıdır, asimilasyonun… Zira Balkanların kadim anlayışında Türk ve İslam aynı manaya gelmektedir. Demiyor muydu ki Katil Radko Mladiç, masum Boşnak kardeşlerimizi katlederken “Türklerden öcümüzü alıyoruz” diye..

Anlayana…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: