15 Temmuz Gecesine dair, hatıratım…

O gece, genel başkalığını yürüttüğüm Bal-Türk’ün Karamürsel Şubesinin başkanı Rahmetli Emine Ablamızın evindeyiz. Rahmetlinin eşi ve bir oğlu da rahmetli olduğundan beni ve eşimi davet etti ki o akşam kızını istemeye gelecekler. Biz de oradayız, sohbet faslı kız isteme faslı derken vakit geç oldu ve hayırlı bir işte yer almanın süruruyla eşimle birlikte Derince’ye dönüyoruz.... Okumaya Devam et →

İçimizdeki Moda, İroni Yapmak ve Büyük Bir Densizlik

Özellikle Tanzimat’tan bu yana Batılı kavramları kullanmayı, hayatımıza sokmayı pek sever olduk. “İroni” de bunlardan birisi… Hani bizim bir “ahlak” anlayışımız var, rengini de yüce dinimizden alır. Zira Allah Resulü, “ben güzel ahlakı tamamlamak için geldim” diyor ya. Buradan başlayayım; adam ahlaksızca eylemlere imza atıyor. Karşılığında gösterilen Batı orijinli tepki şu oluyor: “bu yaptığın iş... Okumaya Devam et →

Cambazov Rahatsız Etti!

Balkanlarda en fazla Müslüman-Türkün yaşadığı ülke Bulgaristan, bu bir hakikat… Ancak algı farklı, Türkiye’ye bu konularla özel ilgilenmeyen birisine sorsanız Balkanlarda en çok Türkün yaşadığı ülke hangisidir, diye… Emin olun Makedonya falan der. Dolayısıyla sınır komşumuz, nüfus olarak Evlad-ı Fatihanın en çok yaşadığı ülke Bulgaristan olmasına rağmen Türkiye’de geniş kitleler bunun farkında değil. Bunun sebepleri... Okumaya Devam et →

107 Yıl Sonra, Kıssadan Hisse

  Yıl 1912, Filibe artık Osmanlı ülkesinin bir parçası değil. Sırât-ı Müstakîm Gazetesinin özel bir muhabiri oralara gidiyor. Filibe’ye ulaştığında ilk şaşkınlığını da aşağıdaki ifadeleri ile okuyucularına naklediyor[1]: “Filibe’ye dâhil olur olmaz iki şey nazarı dikkatimi celb ediyordu: Birisi, yakın bir zamanda bir İslam Yurdu olan Filibe şehrinde tanıdığım bir zatın hanesine varıncaya kadar İslam... Okumaya Devam et →

Cambazov ve Bulgaristan Türkleri Davası

Geçen hafta Sofya’da uzun uzun görüşme imkânı bulduğum Dr. İsmail Cambazov hocamız; diğer bir tabirle Bulgaristan’ın Krallık dönemi, Komünizm dönemi ve hali hazırda demokrasi dönemlerini yaşamış ve yaşayan bilge bir şahsiyet… Hatta ve hatta kendi tabiriyle, “benim yaşadığım Eğridere bölgesi 1913 yılına kadar Osmanlı idaresindeydi, ben 1920 yılında doğdum ancak, 1930’lu yılların ortalarına kadar oralar... Okumaya Devam et →

Türkan Bebek ve Sivil Toplum

Yıl 1984, aylardan Aralık ve son günleri, 26’sı… Günlerden Cuma; Dönem Komünist Bulgar rejiminin kendi ipini çektiği dönemin başlangıcı… Müslümanın haftalık bayramı olan Cuma günü, Türk yerleşim yerleri asker ve polis tarafından sarılıyor ve hayâsızca haykırıyorlar: “Türk yok, herkes Bulgar, sizler Osmanlının zorla Türkleştirdiği, Müslüman yaptığı Bulgarlarsınız. Herkes özüne dönecek! Yani Bulgar/Hıristiyan isimler alacak, adlarınızı... Okumaya Devam et →

İki Yüzlü Siyaset

Siyaset, tarihi süreç içerisinde farklı anlamlar yüklenmiş, farklı alanlarda kullanılabilen bir kavramdır. Bir ülkenin dış siyasetinden bahsettiğimiz gibi iç siyaset de var; yerel siyaset de var. Ancak bir şirketin satış politikasından (siyaseti) da bahsedersek bu yanlış olmaz. Konumuz itibariyle, “toplumun (devletin) işlerini üzerine alma, düzenleme, insan topluluklarını yönetme sanatı siyasettir” diyebiliriz. Her şeyden önemlisi siyaset... Okumaya Devam et →

Bilmiyormuş gibi yap, gitsin!

Yaklaşık on yıldır Bulgaristan Türklerinin hak ve hukuku için, hatta tüm Bulgaristan halkının refahı için mücadele ediyorum; yazdım, çizdim, fikir beyan ettim. Davayı anlattım; Hz İbrahim’e su taşıyan karınca misali elimden geldiğince netice alıcı işler yapmaya gayret ettim. Mensubu olmaktan övündüğüm Bal-Türk’ün yedi buçuk yıl genel başkanlığını yaptım. Bu süre zarfında gençlere yönelik eğitim projelerine... Okumaya Devam et →

Bulgaristan’da Türkçe Eğitimin Serencamı

Giriş Balkanlar Osmanlı Devletinin çıkmamak üzere girdiği, devletin merkezini oluşturan ve bir anlamada da cihan devleti olmasını sağlayan bir coğrafyadır. Balkanlarda ilk büyük bozgun, Mora Yarımadası’nın kaybı ve Yunanistan’ın istiklalini almasından sonra olmuş; ikinci büyük facia ise, 93 Harbi sonrası meydana gelmiştir. 1877-78 yıllarında vuku bulan Osmanlı-Rus Harbi sonucu Bulgaristan topraklarındaki hâkimiyet kaybedilmiştir. Bugünkü Bulgaristan Coğrafyası ikiye ayrılmış ve bir bölümü Bulgar Prensliği olarak özerk bir... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑