107 Yıl Sonra, Kıssadan Hisse

Yıl 1912, Filibe artık Osmanlı ülkesinin bir parçası değil. Sırât-ı Müstakîm Gazetesinin özel bir muhabiri oralara gidiyor. Filibe’ye ulaştığında ilk şaşkınlığını da aşağıdaki ifadeleri ile okuyucularına naklediyor[1]: “Filibe’ye dâhil olur olmaz iki şey nazarı dikkatimi celb ediyordu: Birisi, yakın bir zamanda bir İslam Yurdu olan Filibe şehrinde tanıdığım bir zatın hanesine varıncaya kadar İslam namında, bir... Okumaya Devam et →

Bulgaristan’da Hükümet Arayışında Kırmızı Çizgiler Olacak mı?

Bulgaristan’da bu yılın ilk genel seçimi yapıldı; diyorum. Çünkü geçtiğimiz yıla üç genel seçim sığmıştı. Kasım 2021 seçimlerinden sonra kurulan hükümetin ömrü sadece altı ay sürdü ve ülke tekrar seçime gitmek zorunda kaldı. 2 Ekimde yapılan seçimlerin ardından yedi parti meclise girdi. Bana göre bu seçilerden çıkartılabilecek en önemli sonuç şu ki, büyük umutlarla kendisine... Okumaya Devam et →

Devrilen Bir Çınarın, İsmail Cambazov’un, Ardından

İnsanoğlu anne karnında geçirdiği kısa hayatın ardından o küçücük dünyasında ölüyor ve doğmak suretiyle, bu dünyaya gözlerini açıyor. Hakikatte kısacık olan bir ömrün sonunda bu dünyada da ölüyor ve öteki dünyada doğuyor. İnsan yüce kitabımızdaki ayetlerin ısrarla vurguladığı gibi “akletse, düşünse, dikkatlice baksa, tartsa…” dünyanın faniliğini dikkate alarak istikametini muhafaza edebilir. Ancak İnsanın en temel... Okumaya Devam et →

Bulgaristan Türklerinin Davası ve “NAiM” Filmi

Dava bir ülküdür, idealdir; uzak hedeftir. Bu hedefe ulaşma gayesiyle çabalayarak alınan yol da dava yoludur. Davası olan dertlidir. Onun derdi davasıdır ve onun için çalışır; davasını anlatır ki davası bilinsin; dava halkası genişlesin ve yeni dava arkadaşları bu yola dâhil olsun. Bulgaristan Türklerinin davası var mı? Halen Bulgaristan’da yaşayan, farklı tarihlerde göçmüş olup Türkiye’de... Okumaya Devam et →

1989 год. Принудителното Изселване от България.

Не са ли смислени и значителни думите на Алия Иззетбегович свързани с Сръбските кланета над Мюсюлманите Бошняци?: “Ако се забрави геноцидът то ще се повтори ”. Изречение, което е кратко и ясно, но за смисъла и значението му биха се написали книги. Да, не забравяй и не позволявай да се забрави преживения геноцид, за да... Okumaya Devam et →

1989 Bulgaristan Göçü’nün 30. Yılı

Sırpların Müslüman Boşnaklara yönelik katliamlarına dair Aliya İzzetbegoviç’in polattan kelimelerle kurduğu şu cümle ne kadar manidar, değil mi? “Unutulan soykırım tekrarlanır”. Kısa, ama manasına dair kitap yazılacak bir cümle. Evet, sen yaşadığın soykırımı unutma, unutturma ki tekrarlanmasın. Yeni nesiller bu kıssadan hisse alsın… Tarihin tekerrürüne fırsat vermemek bizim elimizde; Mehmet Akif’in ifadesiyle, Tarih’i “tekerrür” diye... Okumaya Devam et →

15 Temmuz Gecesine dair, hatıratım…

O gece, genel başkalığını yürüttüğüm Bal-Türk’ün Karamürsel Şubesinin başkanı Rahmetli Emine Ablamızın evindeyiz. Rahmetlinin eşi ve bir oğlu da rahmetli olduğundan beni ve eşimi davet etti ki o akşam kızını istemeye gelecekler. Biz de oradayız, sohbet faslı kız isteme faslı derken vakit geç oldu ve hayırlı bir işte yer almanın süruruyla eşimle birlikte Derince’ye dönüyoruz.... Okumaya Devam et →

İçimizdeki Moda, İroni Yapmak ve Büyük Bir Densizlik

Özellikle Tanzimat’tan bu yana Batılı kavramları kullanmayı, hayatımıza sokmayı pek sever olduk. “İroni” de bunlardan birisi… Hani bizim bir “ahlak” anlayışımız var, rengini de yüce dinimizden alır. Zira Allah Resulü, “ben güzel ahlakı tamamlamak için geldim” diyor ya. Buradan başlayayım; adam ahlaksızca eylemlere imza atıyor. Karşılığında gösterilen Batı orijinli tepki şu oluyor: “bu yaptığın iş... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑